# Gelmezsen Gelme!

> Şahsuvarlı gibi kişilerin açıklamaları, sadece mevcut gerginliği alevlendirmeye yaramaz; her iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceğini de tehlikeye atar.

- Yazar: Mustafa Budak
- Bölüm: Dış Politika
- Yayım: 2026-11-02
- Etiketler: Azerbaycan, Türkiye-Azerbaycan İlişkileri, Türk Dünyası, Medya, İsrail
- Adres: https://tgnaturkiye.com/dis-politika/gelmezsen-gelme
- Yayıncı: TGNA Türkiye (TGNA Media Group)

Taleh Şahsuvarlı (Şahsuvarov) Azerbaycanlı bir gazeteci. Bakü Devlet Üniversitesi mezunu. İlham Aliyev’in yılmaz savunucularındandır. Son günlerde Türkiye’ye karşı epeyce şahin tavrıyla dikkat çekmektedir.

Son günlerde ülkesindeki son hicap sorunu ve gerginleşen Türkiye-Azerbaycan ilişkileri hakkında Türkiye’ye yönelik son derece olumsuz ve hakaretamiz sözler sarf etmektedir. Kriz öncesi yıllarda sesi pek çıkmayan bu kişi, şimdiki açıklamalarıyla eski defterleri (mesela, 2008-2010 yıllarındaki Ermenistan-Türkiye antlaşması sürecindeki etkin rolünden dolayı Feridun Sinirlioğlu’nun BM Genel Sekreterliği adaylığına Bakü’nün destek vermesini istememektedir) karıştırmakta ve güçlü Rus-İsrail lobisinin Türkiye karşıtı söylemlerini (Türkiye’yi İhvan-ı Müslimin çizgisinde olmakla suçlamaktadır) kullanmaktadır. Kabul edilmelidir ki, bugün içinde yaşadığı bölgede ciddi siyasi ve askerî sıkıntılar yaşayan İsrail’in en fazla istediği şey, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin bozulmasıdır. Yine anlaşılıyor ki, İsrail, Azerbaycan’daki medya aparatlarını devreye sokmuş gibidir. İşte, Şahsuvarlı, Türkiye karşıtı söylemleriyle bu aparatın bir parçası gibi davranmaktadır. Mesela, Azerbaycan Ağ Partisi genel başkanı olan Tural Abbaslı ile çıktığı bir televizyon programında (reaksiya.tv), sözleriyle açıkça Türkiye karşıtı, Amerika ve İsrail yanlısı olduğu görülüyordu. Son olarak diyor ki, “Aliyev gelene kadar Türkiye’ye gelmeyecekmiş.”

Gelmezsen gelme! Çok da beklemiyoruz.

Taleh Şahsuvarlı’yı tanımam. Yazıları ile aşina oldum. Ona diyorum ki, “Unutma, kardeş kardeşle böyle konuşmaz. Eğer kardeşlik senin için önemliyse… Bir de, sözlerin kardeşliğin değil, garaz ve düşmanlığın yansımasıdır. Bütün kapıları böyle kapatırsan bir daha o kapıdan sen ve senin gibiler bir daha giremez ya da girmeniz zorlaşır.” Bu durumlarda, biz de “Öyle kapıyı hızlı kapama, aralık bırak ki, bir daha girme şansı olsun.” ya da “İleride, yüz yüze bakarsınız.” derler.

Aslında Azerbaycan devleti de mevcut gerginlik ortamında Türkiye’ye yönelik mesajlarını, Şahsuvarlı gibi resmî medya aparatları vasıtasıyla vermeyi tercih etmektedir. Bu, Azerbaycan’ın muhtemelen kendi kamuoyuna yönelik bir iç politika tercihidir. Kendisi bilir. Ancak, Şahsuvarlı gibi kişilerin açıklamaları, sadece mevcut gerginliği alevlendirmeye yaramaz; her iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceğini de tehlikeye atar. Çünkü, Şahsuvarlı, ilişkileri itibarıyla Azerbaycan yönetimine yakınlığıyla bilinmektedir ve açıklamaları, mevcut yönetiminin görüşleri olarak algılanmaktadır.

Bu süreçte, yapılması gereken şey, aparatları aradan çıkarmak ve doğrudan ilişki kurarak kardeşliğin gereğini yapmaktır. Biz biliyoruz ki, Türkiye ve Azerbaycan, bir millet olmakla beraber iki devlettir. Uluslararası siyasette yaşanılan gelişmeler ortamında, dış siyaset, ergence tavırları kaldırmaz. Çünkü dış politika, ciddiyet, strateji ve akıllı davranmayı gerektirir. Bu yüzden, Şahsuvarlı gibi kişilerin, Türkiye ile Azerbaycan ilişkilerini onarılmaz olumsuz bir hâle gelmesine izin verilmemelidir.

Çünkü yapmak zor, yıkmak kolaydır.
