# Zulmün Karşısında Sessiz Kalanlar Kaybeder

> İnsanların yaşadığı zulme duyarsız kalırsanız, masumların hayatını kaybetmesine göz yumarsanız bunun siyasi bir karşılığı olur.

- Yazar: Mehmet Seyyit Türker
- Bölüm: Dış Politika
- Yayım: 2026-11-06
- Etiketler: ABD Ara Seçimleri, Donald Trump, Gazze, İsrail, Suriye, Türk Devletleri Teşkilatı, Rusya
- Adres: https://tgnaturkiye.com/dis-politika/zulmun-karsisinda-sessiz-kalanlar-kaybeder
- Yayıncı: TGNA Türkiye (TGNA Media Group)

Amerika’daki seçimlerde Cumhuriyetçi Parti’nin ağır bir yenilgi alması, aslında beklenen bir sondu. Çünkü Donald Trump’ın seçilmesinden sonra uyguladığı politikalar, özellikle İran ve Orta Doğu meselesinde izlediği tutum, çok sayıda masum insanın hayatını kaybetmesine neden olan gelişmeler karşısındaki yaklaşımı, Amerikan kamuoyunda da ciddi bir karşılık buldu.

Trump, dünyanın en büyük devletinin başkanı olarak barışın sağlanması konusunda sahip olduğu imkânları kullanabilirdi. Zaman zaman barıştan yana mesajlar vermesi, savaşın durması için girişimlerde bulunması elbette güzel gelişmelerdir. Barışın sağlanması, savaşların durması ve insanların yeniden huzura kavuşması hepimizin arzusudur. Ancak Gazze’de yaşananlara baktığımızda hâlâ çözülmesi gereken çok ciddi meseleler olduğunu görüyoruz. İnsanlar sıcak yemeğe, temel ihtiyaçlara ve insani yardıma ulaşmakta zorlanıyor. Gazze’ye giriş çıkışlar hâlâ İsrail’in kontrolünde. Filistinli insanların evlerine, mallarına ve topraklarına yönelik gasplar devam ediyor.

Bir taraftan da İsrail’in Suriye topraklarına yönelik politikalarını görüyoruz. Suriye’nin güneyinde ilerleyebildiği noktalara kadar girerek yeni bölgeleri kontrol altına almaya çalışıyor. Bu durum, Suriye’nin yanı sıra bütün dünya için de büyük bir tehlike oluşturuyor.

Türkiye’nin Suriye ile savunma ve askerî anlaşmaları bulunuyor. Dolayısıyla artık İsrail’i Türkiye’nin hemen yanı başında, doğrudan güvenliğimizi ilgilendiren bir aktör olarak değerlendirmek gerekiyor. İsrail’in bundan sonraki adımlarını çok daha dikkatli atması gerektiğini düşünüyorum.

Türk dünyasında da İsrail’in ve uluslararası siyasi güçlerin etkisini göz ardı etmemek gerekir. Türk devletleri üzerinde farklı ülkelerin siyasi ve ekonomik etkileri bulunmaktadır. İsrail’in uluslararası lobi faaliyetleri, ekonomik ilişkileri ve özellikle bölgedeki bağlantıları da bu çerçevede değerlendirilmelidir. Azerbaycan’da Hazar bölgesinde yaşayan Dağ Yahudileri ve bölgedeki tarihî ilişkiler de bu konunun farklı boyutlarını oluşturmaktadır.

Türk Devletleri Teşkilatı’nın bugün geldiği nokta bu açıdan çok önemlidir. Azerbaycan, dönem başkanlığını Türkiye’ye devretmişti. Ancak Sayın İlham Aliyev’in Türkiye’deki toplantıya katılamaması çeşitli soru işaretlerini beraberinde getirdi. Acaba bu süreçte kimlerin etkisi oldu? Rusya mı, İngiltere mi, İsrail mi? Uluslararası siyasette bu tür etkileri ve baskıları dikkate almak zorundayız. Çünkü Türk dünyası yeniden uyanıyor, Türk dünyası yeniden ayağa kalkıyor.

Yaklaşık 300 milyonluk nüfusuyla Türk dünyası, gelecekte dünyada barışın, adaletin ve huzurun tesis edilmesinde önemli bir rol oynayabilir. Türk milletinin tarih boyunca farklı coğrafyalarda oluşturduğu medeniyetlere baktığımızda, farklı dinlere ve inançlara sahip insanlarla birlikte yaşama kültürünü görüyoruz. Türkler, hâkimiyet kurdukları topraklarda insanların dinlerine karışmamış, farklı inançların yaşamasına imkân tanımıştır. Tarihimizde bunun çok sayıda örneği vardır.

Ben Türk milletinin bir evladı olmaktan her zaman onur, gurur ve şeref duyuyorum. Çünkü Türk milletinin tarihî misyonunda adalet ve merhamet vardır. Türkler geldiğinde adalet gelir, merhamet gelir, zulüm sona erer. Bugün de dünyanın ihtiyaç duyduğu anlayış budur.

Rusya’nın Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye olarak katılma isteği de ayrıca değerlendirilmelidir. Sayın Putin’in ve Moskova’dan yapılan açıklamalarda bu yönde mesajlar verildiğini görüyoruz. Rusya Federasyonu içerisinde 40-50 milyona yakın Türk soylu kardeşimiz yaşamaktadır. Rusya’da Türk dilleri ve kültürleri çok önemli bir yere sahiptir. Ben de uzun yıllar bu coğrafyada yaşadım ve bu gerçekleri yakından biliyorum.

Rusya’nın Türk Devletleri Teşkilatı ile gözlemci statüsünde ilişki geliştirmesi, doğru değerlendirildiği takdirde önemli bir gelişme olabilir. Türk dünyasının genişlemesi ve farklı coğrafyalardaki Türk topluluklarıyla ilişkilerin güçlenmesi hepimiz açısından kıymetlidir.

Bütün bu gelişmelerin ardından Amerika’daki seçim sonuçlarına yeniden dönmek gerekiyor. Cumhuriyetçi Parti’nin yaşadığı ağır yenilgi, Trump’ın politikalarına yönelik önemli bir mesajdır. Demokratların elde ettiği başarı ve Gazze’de uzun yıllar gönüllü olarak görev yapmış Müslüman bir plastik cerrahın da seçim kazanması dikkat çekicidir.

Buradan çıkarılması gereken çok önemli bir ders var. İnsanların yaşadığı zulme duyarsız kalırsanız, masumların hayatını kaybetmesine göz yumarsanız bunun siyasi bir karşılığı olur. Zulümle abat olunmaz. Allah ile savaş olmaz. Zulmün sonu yoktur.

Amerika, dünyanın en büyük güçlerinden biri olarak bu seçim sonuçlarından kendisine bir pay çıkarmalıdır. Nerede yanlış yaptığını düşünmelidir. Amerikan halkı sandıkta kendi değerlendirmesini yapmış ve yanlış gördüğü politikaların hesabını sormuştur.

Trump’ın bundan sonraki süreçte, görev süresinin sonuna kadar daha adil, daha barışçı bir dünya için çalışması gerekiyor. Amerika’nın sahip olduğu gücü savaşları büyütmek yerine savaşları durdurmak ve insanlığın ortak geleceğini korumak için kullanması gerekir.

Dünyayı silahların gölgesinden kurtarmalıyız. Çocukların güldüğü, insanların huzur içerisinde yaşadığı, hiçbir masumun savaşlarda hayatını kaybetmediği bir dünya kurmalıyız. Ağlayan çocukları gördüğümüzde hepimizin içi burkuluyor. Biz de üzülüyoruz, biz de ağlıyoruz.

Artık dünya siyasetinde güç gösterilerinin yerine adaletin ve insanlığın ön plana çıkması gerekiyor. Amerika da bundan sonraki politikalarında bunu esas almalı ve geçmişte yapılan yanlışları telafi ederek dünya tarihindeki yerini yeniden değerlendirmelidir.

Benim temennim, bundan sonraki dönemde daha adil, daha huzurlu ve daha barışçı bir dünyanın inşa edilmesidir.
