# Özdemir Bayraktar Ağabeyin Ardından

> 1989’da Türkkuşu’ndaki PPL kursunda başlayan bir dostluğun hatırası. Vefatının beşinci yıl dönümünde Özdemir Bayraktar’ın karakteri, emeği ve Baykar’a bıraktığı miras.

- Yazar: Mehmet Seyyit Türker
- Bölüm: Savunma
- Yayım: 2026-10-18
- Etiketler: Özdemir Bayraktar, Baykar, Bayraktar TB2, Türkkuşu, Savunma Sanayii, Havacılık, Vefa
- Adres: https://tgnaturkiye.com/savunma/ozdemir-bayraktar-agabeyin-ardindan
- Yayıncı: TGNA Türkiye (TGNA Media Group)

Bugün, Özdemir Bayraktar ağabeyimizin vefatının beşinci yıl dönümü.

Kendisiyle 1989 yılının Mayıs ayında, Türkkuşu Uçuş Okulu’nda düzenlenen ikinci dönem PPL kursunda tanıştık. Aynı gruptaydık, aynı uçuş formasyonunda yer alıyorduk. Grubumuzdaki dört kişinin de Trabzonlu olması güzel bir tesadüftü. Bir gün hocamıza, “Hocam, bize öğleden sonra uçuş yazmayın. Saat 12’den sonra biz Trabzonluyuz” demiştik. Bu sözümüz hepimizi güldürmüştü.

Özdemir ağabey, kendine has bir duruşu olan, az konuşan ama çok düşünen bir insandı. Cesurdu, cömertti, ahlaklıydı ve ilkelerinden taviz vermezdi. Onun karakterini tanıdıkça bu özelliklerini daha iyi anladım.

O dönemde T-67 eğitim uçaklarıyla uçuyorduk. Özdemir ağabey, uçağın pedal sistemiyle ilgili bir riskten söz eder, pedalların sıkışabileceği konusunda bizi uyarırdı. Tek başımıza uçuş yaptığımız günlerde, önümdeki uçak kalkıştan kısa süre sonra kaza yaptı. O sırada Özdemir ağabeyin pedal sistemine ilişkin uyarısı aklıma geldi. O gün yaşadığımız olayın ayrıntılarını bugün bile hatırlıyorum.

Özdemir ağabey, sanayi tecrübesi olan bir insandı. Turgut Özal döneminde Burdur Traktör’de genel müdürlük yapmıştı. Teknik konulara hâkimiyeti, çalışma disiplini ve güçlü karakteriyle dikkat çekiyordu.

Baykar’ın ilk yıllarını düşündüğümde onun emeğini, inancını ve kararlılığını daha iyi anlıyorum. CNC tezgâhlarıyla başlayan üretim kabiliyeti, zamanla Türkiye’nin havacılık ve savunma sanayisinde önemli bir yere ulaştı. Bu gelişimin arkasında büyük bir emek, sabır ve mücadele vardı.

Çocuklarına hem maddi hem manevi anlamda destek olur, onlarla yakından ilgilenirdi. Çalışırken onlara da vakit ayırır, gerektiğinde sabahlara kadar birlikte çalışırdı. Son on beş yılını düşündüğümde, Sarıyer’de Boğaz’a nazır bir yalısı olmasına rağmen iş yerinin üzerinde yaklaşık 65 metrekarelik bir alanda yaşamayı tercih ettiğini hatırlıyorum. İşinden ve üretimden hiç kopmadı. Onun için çalışma hayatı, günlük bir mesainin çok daha ötesinde bir anlam taşıyordu.

Bu hikâyede Canan Bayraktar Hanımefendi’nin emeğini de özellikle anmak gerekir. Selçuk, Haluk ve Ahmet’in annesi, Özdemir ağabeyin hayat arkadaşı olan Canan Hanım, Baykar’ın kuruluşundan itibaren finans yönetimini üstlendi. Türk havacılık ve savunma sanayisinin gelişiminde büyük emeği bulunan, ancak çoğu zaman arka planda kalan isimlerden biri oldu. Böyle büyük bir yolculuğun arkasında, birlikte verilen emek ve güçlü bir aile dayanışması vardı.

Türkiye’nin havacılık tarihinde Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ gibi öncü isimlerin yaşadığı zorlukları biliyoruz. Özdemir Bayraktar da kendi döneminde benzer mücadelelerle karşılaştı. Bayraktar TB2, kabul testlerini başarıyla geçmesine rağmen uzun yıllar sipariş bekledi. Bürokratik engellerle karşılaşıldı, büyük zorluklar yaşandı. Buna rağmen mücadeleden vazgeçilmedi. Ardından uluslararası siparişler gelmeye başladı. Allah yürü ya kulum dedi ve verilen emeğin karşılığı alınmaya başladı.

Bugün geriye dönüp baktığımda, Özdemir ağabeyin son beş yılda Türkiye’nin havacılık ve savunma sanayisinde yaşanan gelişmeleri görebilmesini çok isterdim. İnanıyorum ki yetiştirdiği insanlar, ortaya koyduğu eserler ve bıraktığı miras yaşamaya devam ediyor. Ruhu hâlâ Baykar Makina’nın üzerinde, emek verdiği işin ve yetiştirdiği insanların yanında gibi geliyor bana.

Özdemir Bayraktar ağabeyi rahmetle, minnetle ve saygıyla anıyorum. Rabbim mekânını cennet eylesin. Ailesine, sevenlerine ve tüm Baykar ailesine sabır diliyorum.

Allah’a emanet ol ağabeyim. Ruhun şad olsun.
