TGNA Türkiye

Bu yayının tüm hakları TGNA Media Group'a aittir.

Emeğin Gaspı ve İntihalin Bedeli

İntihal, başkasının düşüncesini ve emeğini kaynak göstermeden kullanmaktır; bilimde ise doğrudan ilim hırsızlığıdır. Yaptırımsız kalan her vaka, akademide liyakatsızlığın önünü açıyor.

Boş bir konferans salonunda sıra sıra dizilmiş koltuklar; tavanda renkli ışık yansımaları

İntihal, Arapça kökenli bir kelime olup, başka birine ait olan düşünce, yazı ve buluşları, ilgili kişiye referans göstermeden kullanmaktır. Buna Türkçede aşırma denmektedir. Tabiatıyla intihal, hiçbir kültürde normal karşılanmaz; ahlak dışı bir eylem olarak değerlendirilir. Yani, ahlaksızlıktır. Aynı zamanda emek hırsızlığıdır.

Kabul edilmelidir ki, intihal deyince akla, bilimsel ya da akademik intihal gelmektedir. Onun da farklı türleri bulunmaktadır. Mesela; doğrudan intihal, mozaik intihal, kendi kendine intihal (self-plagiarism) gibi. Son yıllarda bunlara yapay zeka intihali de eklenmektedir ki, bu intihal, giderek yaygınlık kazanmakta ve farkedilmesi de zorlaşmaktadır. Şimdiden, sözde bilimsel araştırmaların tamamı veya sonuç gibi kısımları yapay zekaya yazdırılmaktadır. Hatta, bilimsel hakem raporları da yapay zekaya yazdırılmaktadır. Bu da ciddi bir bilimsel ahlak sorunu oluşturmaktadır.

Günümüzde ne kadar kıymet taşır ve dikkate alınır, bilmem ama, bu intihal meselesi, Prof.Dr. Ali Birinci hocaya göre bir ilim hırsızlığıdır. Hoca, yıllar önce yazdığı Tarihi Kara Kitabı (Tarihçiliğimizde Usûl ve Ahlak Meseleleri) adlı eserinin Takdim yazısının başında “Ahlaksız ilim hırsızlıktır ve zararlıdır.” Veciz ifadesine yer vermişti. Evet, hayatın her anında ahlak, temel ilke olmalı ama, iş ilime gelince daha da önem kazanmaktadır. Aksi halde, ortaya bir emek hırsızlığı ve dolayısıyla ilim hırsızlığı çıkmaktadır. Aşağıda vereceğim anonim bir iki olay, bu işin ciddiyetini gözler önüne sermektedir.

Yıllar önce bir doçentlik dosyasını incelerken adayın asistanıyla yazdığı bir makaleyi, yeni kitabına küçük eklemelerle bölüm halinde koymuş, ne makalenin önceden yayınlandığını ve ne de asistanıyla yazdığını belirtmiştir. Bu hem kendinden intihal ve hem de tam intihal kapsamına girmektedir. Değerlendirme aşamasında intihal dememe rağmen bu ihtarım dikkate alınmamış, aday doçent olmuştur. İkinci olay da benzer özellikler taşımaktadır. Bu olayı, bir sosyal medya mesajından öğrendim. Bu bilgi doğru ise, yakın zamanda yine bir doçent dosyası incelemesinde adayın intihal yaptığı belirlenmiş ve durum, Üniversitelerarası Kurul’a bildirilmesine rağmen aday doçent olmuştur. Buna itiraz edilince “İntihal sayılması için intihal yapılan eserin sahibinin başvurması gerekmektedir.” Cevabı verilmiştir. Üzülerek ifade edelim ki, burada verdiğimiz iki olayın herhangi bir yaptırıma maruz kalmaması intihal vb yollarla ilim hırsızlığı yapacak kimseleri cesaretlendirmektedir.

Hani “sinek küçüktür mide bulandırır.” Derler ya; aynen intihal de öyle bir eylemdir. İş, burada kalmaz; akademide liyakatsızlığa kadar uzanır. Liyakatsızlık ise akademinin çürümesi demektir. Bundan dolayı intihal gibi ahlaksız eylemlere kesinlikle izin verilmemeli, yapanlara birtakım ciddi yaptırımlar uygulanmalıdır.

Bu yazıyı paylaş

Daha fazla analiz

Kavram bölümü →