TGNA Türkiye

Bu yayının tüm hakları TGNA Media Group'a aittir.

Avrupa’nın Yeni Sanayi Politikası Türk Üreticilerini Nasıl Etkileyecek?

Avrupa Birliğinin yerli üretimi destekleyen sanayi politikaları, karbon düzenlemeleri ve çelik ithalatına yönelik yeni kotaları, Türkiye’nin Avrupa pazarındaki rekabet koşullarını yeniden şekillendiriyor. 2025 yılında 217,6 milyar avroya ulaşan Türkiye-AB mal ticareti, iki ekonomi arasındaki üretim ve tedarik ilişkilerinin önemini ortaya koyarken Türk şirketleri maliyet, pazar erişimi ve yeşil dönüşüm başlıklarında yeni koşullara hazırlanıyor.

Bir avro banknotunun üzerindeki Avrupa Birliği bayrağının yakın çekimi

Türkiye, Avrupa sanayiiyle güçlü ticari bağları sayesinde AB’nin yeni düzenlemelerinden doğrudan etkilenebilecek ülkeler arasında yer alıyor. Gümrük Birliği çerçevesinde gelişen üretim ve tedarik ilişkileri, Türk şirketlerinin Avrupa pazarındaki konumunu önemli hâle getiriyor. Kamu alımları, teşvikler ve stratejik sektörlerde yerli üretimi destekleyen yeni kriterlerin kapsamı ise Türk üreticilerin rekabet koşullarını etkileyebilir.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 14 Ekim’de yaptığı açıklamalarda AB’nin yeni sanayi düzenlemesinin Türkiye ile Avrupa arasındaki sanayi entegrasyonunu ve Gümrük Birliği ilişkilerini zedelememesi gerektiğini vurguladı. Türkiye, özellikle otomotiv sektöründeki üretim ve tedarik zinciri bağlarının yeni düzenlemelerde dikkate alınmasını istiyor.

Türkiye ve Avrupa Arasındaki Ticaretin Boyutu

Avrupa Komisyonu verilerine göre Türkiye ile AB arasındaki mal ticareti 2025 yılında 217,6 milyar avroya ulaştı. Türkiye, AB’nin beşinci büyük mal ticareti ortağı konumunu korudu. Aynı yıl Türkiye’nin mal ihracatının yüzde 42,7’si AB ülkelerine yöneldi.

Otomotiv, makine ve elektrikli ekipmanlar, iki taraf arasındaki ticaretin öne çıkan sektörleri arasında bulunuyor. Türkiye’de üretim yapan şirketlerin Avrupa pazarına erişimi ve Avrupa merkezli firmaların Türkiye’deki tedarik ağları, iki ekonomi arasındaki sanayi bağlarının temelini oluşturuyor.

Avrupa’nın sanayi politikasında yerli üretimi destekleyen yeni kriterlerin uygulanması, Türk şirketleri açısından yeni değerlendirme alanları yaratabilir. Düzenlemelerin nihai kapsamı ve Türkiye’ye nasıl uygulanacağı, şirketlerin karşılaşacağı koşullar bakımından belirleyici olacak.

Çelik İhracatında Kotalar ve Karbon Maliyetleri

Türkiye’nin Avrupa pazarındaki rekabet koşullarını etkileyen gelişmeler arasında çelik ithalatına yönelik koruma önlemleri de bulunuyor. Avrupa Birliğinin karbon düzenlemeleri ve yeni kota uygulamaları, üreticilerin maliyet hesaplarını ve ihracat planlarını etkiliyor.

S&P Global’in 9 Ekim 2026 tarihli haberine göre Türkiye’nin AB’ye çelik ihracatı, 2026’nın ilk yedi ayında yıllık bazda yüzde 22 gerileyerek 2,8 milyon tona düştü. Haberde, AB’nin yeni çelik kota rejimi kapsamında gümrüksüz ithalat kotalarının yüzde 47 azaltıldığı ve kota aşımında uygulanan gümrük vergisinin yüzde 50’ye çıkarıldığı aktarıldı.

Bu gelişmeler, Türk çelik üreticileri açısından Avrupa pazarına erişim, sipariş takvimi ve alternatif ihracat pazarlarının değerlendirilmesini önemli hâle getiriyor. Şirketlerin kota sınırlarını ve ihracat maliyetlerini üretim planlarıyla birlikte ele alması gerekiyor.

Karbon Düzenlemeleri Üretim Maliyetlerini Etkiliyor

AB’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), karbon yoğun ürünlerin ithalatında emisyon kaynaklı maliyetleri gündeme taşıyor. Demir çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen gibi sektörler mekanizmanın temel kapsamı içinde bulunuyor.

Türkiye de ihracatçı şirketlerin yeni koşullara uyumunu desteklemek amacıyla ulusal karbon piyasasını oluşturuyor. Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi’ne ilişkin uygulama yönetmeliği 27 Ağustos 2026’da yayımlandı. Sistem, tesislerin emisyonlarının izlenmesi ve belirli kurallar çerçevesinde emisyon izinlerinin alınıp satılması için ulusal bir çerçeve oluşturuyor.

Sistemin ihracatçılara etkisi, üretim süreçlerinin karbon yoğunluğu, emisyon verilerinin doğrulanması ve Türkiye’de ödenen karbon maliyetlerinin AB düzenlemeleri kapsamında nasıl değerlendirileceğiyle bağlantılı olacak. Enerji verimliliği yatırımları ve emisyon ölçüm altyapıları da şirketlerin Avrupa pazarındaki maliyetlerini belirleyen unsurlar arasında yer alıyor.

Türk Üreticiler İçin Yeni Rekabet Dönemi

Avrupa’nın sanayi politikası, Türkiye açısından pazar erişimi, üretim standartları ve maliyet yönetimini birlikte gündeme getiriyor. Otomotiv ve makine sanayiindeki tedarik ilişkilerinin korunması, çelik sektöründe kota ve karbon maliyetlerinin yönetilmesi, diğer ihracatçı sektörlerde ise çevresel standartlara uyumun hızlandırılması önem taşıyor.

Türkiye ile AB arasında 13 Ekim’de gerçekleştirilen üçüncü Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu toplantısında Gümrük Birliği, dijital ticaret, sınır ötesi e-ticaret ve sanayi düzenlemeleri ele alındı. Taraflar, ticaret ilişkilerinin geliştirilmesi ve şirketlerin karşılaştığı engellerin azaltılması için teknik çalışmaların sürdürülmesi üzerinde durdu.

Önümüzdeki dönemde Avrupa’nın sanayi düzenlemelerinin nihai biçimi, Türkiye’nin bu kurallarla uyumu ve karbon maliyetlerinin üreticilere etkisi, rekabet koşullarının şekillenmesinde belirleyici olacak. Türk şirketlerinin Avrupa pazarındaki konumunu güçlendirmesi; üretim verimliliği, mevzuata uyum, teknoloji yatırımları ve tedarik zincirlerinin dayanıklılığıyla yakından ilişkili olacak.

Kaynaklar

Bu yazıyı paylaş

Daha fazla analiz

Ticaret bölümü →
Ticaret

Türkiye’de Markalaşmak Neden Bu Kadar Zor?

Dijital kanallar ve yapay zekâ araçları pazara erişimi kolaylaştırırken tüketicinin zihninde kalıcı bir yer edinmek giderek zorlaşıyor. Türkiye’de markalaşmanın güçlükleri, ekonomik koşullardan kurumsal kapasiteye, finansman imkânlarından uzun vadeli stratejilerin uygulanmasına kadar uzanıyor.