TGNA Türkiye

Bu yayının tüm hakları TGNA Media Group'a aittir.

Markalaşma ve Türk Ürünlerine Yabancı İsim Verme Alışkanlığı

Türkiye adını dünyaya “Türkiye” olarak taşırken ürünlerine yabancı isimler vermeyi sürdürüyor. Millî bir markalaşma siyaseti, Türk isimli markalar olmadan mümkün mü?

Bir giysinin iç etiketinde “Made in Türkiye” yazısı

Geçtiğimiz günlerde, bir proje kapsamında markalaşma üzerine kaleme alınmış bir makale okudum. Bu makalede markanın tanımı, kapsamı ve türleri detaylı bir şekilde ele alınıyordu. Anladığım kadarıyla, marka, markalama, markalaşma gibi kavramlar genel anlamda işletme özelde ise girişimcilik ve pazarlama alanlarına aittir. Genel olarak marka, bir işletmenin mal ve hizmetlerini diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt edici her türlü işaretin adıdır. Markalaşma ise esasen rekabet ortamında fark yaratmanın bir yoludur. Bu rekabet çoğunlukla ürün ve hizmet alanlarında gerçekleşse de, bununla sınırlı kalmamaktadır. Şehirlerin ve ülkelerin tanıtımında, tercih edilmesinde hatta küresel ölçekte marka şehir veya marka ülke haline gelmesinde de markalaşma süreci büyük rol oynamaktadır. Bu ise bizi ulus ve şehir markalaşma kavramlarına götürmektedir. Çünkü, marka değeri artan şehirler ve ülkeler, sadece prestij kazanmakla kalmaz, aynı zamanda ekonomik cazibe merkezlerine dönüşürler. Bu durum, doğrudan yabancı sermaye girişini teşvik eder ve ülke kalkınmasına ivme kazandırır. Ancak ne yazık ki, Türkiye markalaşma bilinci ve tescilli marka sayısı bakımından istenen düzeyde değildir. Bu amaçla Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Türkiye Marka Ofisi kurulmuştur. Ancak, bu kurumun daha aktif ve öncü bir rol üstlenmesi gerekmektedir. Henüz işin başında olunduğunun farkındayım.

Marka okumalarımdan çıkardığım ilk sonuç, Türkiye’de marka bilincinin geliştirilmesinin gerekliliğidir. Her konuda olduğu gibi bilinç eksikliği, yapılan ticari faaliyetin kapsamını ve katma değer kazanımını sınırlı tutmaktadır. Yıllar önce dinlemiştim: Anadolu’nun ticari kabiliyetiyle tanınmış bir şehrimizde ticari bir firma, ne yapsa başarılı olamamış; hatta reklam filmleri bile çekmesine rağmen istenen sonucu alamamıştı. Sonunda bir tavsiye üzerinde profesyonel bir ekiple reklam filmi çekmiş ve markalaşmaya kadar giden bir başarı yakalamıştır.

Anladım ki, bir ürün veya hizmetin markalaşması, bir vizyon ve bilince bağlıdır. Ortaya çıkacak güçlü markalar da ülkelerin kalkınmasında büyük rol oynarlar. Diğer bir deyişle, bir ülkenin kalkınmasının ötesinde güçlü ekonomilere sahip olabilmesi ve dolayısıyla dünyada her yönden sözünün dinlenebilmesi, ancak katma değeri yüksek güçlü markalarla mümkündür.

Bu nedenle Türkiye'de marka bilincinin geliştirilmesi, markalaşmaya hevesli kuruluşların her açıdan desteklenmesi, bu çalışmaların bürokratik dehlizlere mahkum edilmemesi gerekmektedir.

Bilindiği gibi Türkiye’nin bir milli marka siyaseti (markalama stratejisi) bulunmakta ve küresel ekonomik markalaşma, Turquality uygulanmaktadır. Ayrıca, ülke olarak Turkey denilirken, son yıllarda uluslararası alanda Türkiye kullanılmaktadır. Böylece Türkiye adının kullanılması, ülke algısı açısından önemlidir.

Bu, son derece önemli bir açılımdır. Ancak, Türk ürünlerinin “Made in Türkiye” olarak markalanması da bir başka sorundur. Eskiden bütün ihraç ürünlerinin üzerine “Türk malı” yazılırdı. Bundan vazgeçildi. Ama, Türkiye diyerek millileşirken made in demek izahı güç bir durumdur.

Hatırlayanlar olacaktır ki, PKK lideri Abdullah Öcalan’ı İtalya bir süre himaye edince, Türkiye’de İtalyanca isim taşıyan bütün firmalar boykot edilmeye başlanmıştı. Görüldü ki, bir aşağılık kompleks olarak gördüğüm Türk firmalarından İtalyanca ismi taşıyanlar, “Biz İtalyan değiliz Türküz” demeye başladılar ve kendilerinin boykot listesinden çıkarılmasını istediler.

Ama, Türk ürünlerine yabancı isim verme alışkanlığı, ne yazık ki devam etmektedir. Eğer, Türkiye adının kullanılması gibi milli bir markalaşma siyaseti izlenecekse, dış dünyaya ya Türk isimli markalarla çıkılmalı ve hatta Türk ismi konulması zorunlu hale getirilmelidir.

Çünkü melez anlayışla, milli siyaset izlenemez ve başarı da gelmez!

Bu yazıyı paylaş

Daha fazla analiz

Ticaret bölümü →
Ticaret

Türkiye’de Markalaşmak Neden Bu Kadar Zor?

Dijital kanallar ve yapay zekâ araçları pazara erişimi kolaylaştırırken tüketicinin zihninde kalıcı bir yer edinmek giderek zorlaşıyor. Türkiye’de markalaşmanın güçlükleri, ekonomik koşullardan kurumsal kapasiteye, finansman imkânlarından uzun vadeli stratejilerin uygulanmasına kadar uzanıyor.