TGNA Türkiye

Bu yayının tüm hakları TGNA Media Group'a aittir.

Dünyanın Çatısında Küresel İki Ekol Tepiniyor!

Dünya, yeni bir değişim, sistem, denge ve düzenin eşiğinde ve arifesindedir.

New York’ta bir direkte Rockefeller Plaza sokak tabelası ve altında tek yön levhaları; arkada ağaç dalları ve yüksek binalar

Dünya ve bölgemiz üzerindeki, küresel ve emperyalist güçlerin, kısa, orta ve uzun vadeli hesapları ve çıkarları çerçevesinde, aksiyon geliştirmekte, ya geç kalıyoruz, ya da karar verirken hatalar yapabiliyoruz.

İnsan beyni olaylar zinciri ve gelişmeler hakkında, bir kere karar verdiğinde, tekrardan düşünme melekesini kaybetmektedir.

Dünya ve bölgemiz üzerinde oynanan yüz yıllık küresel kirli oyuna matuf gelişmeler hakkında karar vermeden, araştırma yapmalı ve birden fazla düşünmek zorundayız.

Aksi hâlde bölge halkları olarak bir yüzyılı daha kaybedebiliriz. Bölge halkları, aziz vatan uğruna düşen şehitlerimizin hatırası hürmetine, yeniden bir hata daha yapma lüksümüz olamaz ve olmamalıdır. Başkaca bir seçeneğimiz ve tercihimiz de yoktur ve olamaz.

İki testinin (küresel iki EKOL) çarpışması sonucunda biri mutlaka kırılacaktır.

Peki, testiler çarpışmadan küresel denge çerçevesinde bir çözüm yolu bulunabilir mi? Çözüm bulunamaz ise sonuçlar nerelere kadar varacaktır?

Küresel iki EKOL, İkinci Dünya Savaşı devam ederken dünyanın BARIŞ, HUZUR ve DENGE adına YALTA Konferansı benzeri bir sürece evrilmek zorundadır.

Peki, iki testinin çarpışmasından sadece testiler mi kırılacaktır? İki testinin çevresinde kümelenen devletler, ne kadar hasar alacaktır?

Peki, iki testinin çarpışmasının Türkiye gibi ülkelerde, siyasi, ekonomik, finansal ve sosyal yansımaları olacak mıdır?

Dünya, yeni bir değişim, sistem, denge ve düzenin eşiğinde ve arifesindedir.

Peki, yeni bir küresel SİSTEM ve DENGE, Birinci ve İkinci Dünya savaşlarında olduğu gibi KANLI mı olacak?

Ya da yeni bir küresel SİSTEM ve DENGE, iki testinin çarpışması akabinde mi, yoksa çarpışmaya gerek kalmadan mı kurulacaktır?

Yüz yıl önce, küresel ve emperyalist güçler, Osmanlı İmparatorluğu’nun hâkim olduğu bölgelerdeki zenginlikleri, sanayi devriminden kaynaklı eksiklikleri ve ihtiyaçları doğrultusunda, kirli bir oyun ve sinsi plan yapmışlardır.

Sykes-Picot, Osmanlı Devleti’nin parçalanması sürecinde, Birleşik Krallık, Fransa ve Rusya arasında imzalanan Küçük Asya Anlaşması olarak bilinir.

16 Mayıs 1916 tarihinde, İngiltere ve Fransa arasında yapılan, daha sonradan Rusya’nın devreden çıkarıldığı, Türkiye’nin Orta Doğu topraklarının paylaşılmasını öngören gizli bir paylaşım antlaşmasıdır.

1915’te Arabistan Yarımadası’nı ele geçiren İngiltere, Türkiye’ye karşı ayaklanan Mekkeli Şerif Hüseyin’i destekleyerek, Irak ve Filistin toprakları üzerinde kendisine bağımlı, uydu ve kontrol altında Arap devletçikleri kurmayı planlamıştır.

Osmanlı kara parçasındaki zenginlikleri, kendi aralarında yapmış oldukları anlaşmaya rağmen, bir başka güç ile paylaşmayı dahi sindiremeyen dönemin küresel ve emperyalist güçleri, anlaşmanın diğer üyesi Rusya’da devrim için ayrıca bir plan ve hesap içindedir.

Birinci Dünya Savaşı dönemine baktığımızda, dünyayı paylaşım noktasında bu defa karşımıza başka küresel ve emperyalist güçler çıkmaktadır.

Birinci Dünya Savaşı’nda paylaşım konumunda İngiltere ve Fransa, 2. Dünya Savaşı’nda ise ABD ve Rusya’yı görüyoruz.

İkinci Dünya Savaşı’nda, Nazi Almanya’sına karşı birleşen ABD ve Rusya, Avrupa ve Almanya’yı ikiye bölerek, hem kontrol altına almış ve hem de parsellemiştir.

Dünya, 1945-1989 arasında yaşanan SOĞUK SAVAŞ dönemlerinde olduğu gibi bugün de, liberal dünya ve komünizmi temsil edecek şekilde yeniden bölünüyor, parselleniyor ve şekil alıyor.

Bugüne baktığımızda aslında çok bir farkı yoktur. Dünyamızı parselleyen ve paylaşan küresel ve emperyalist güçler, karşılarında ve paylaşım masasında bir başka küresel ve bölgesel gücü istemiyor.

Paylaşım masasında olmak için bağımsız politikalar geliştirmeye çalışan devletler, vekâlet orduları üzerinden asimetrik savaş teknikleri ile engellenmeye, bertaraf edilmeye, yıpratılmaya veya zarar verilmeye çalışılmaktadır.

İçeride devlet, millet ve tüm farklılıklarımızla birlikte devletimizin bekası ve milletimizin birliği adına, bir ve beraber olduğumuz müddetçe, küresel ve emperyalist güçler, bölgemizdeki kirli oyun ve sinsi planlarına erişemeyecekler.

Dün paylaşımda anlaşan küresel ve emperyalist güçler, bugün kavga etmektedir. Neden acaba?

Bugün yaşamakta olduğumuz, fillerin tepişmesinden kaynaklı ve çimlerin ezilmesinin sebebi, paylaşım ve hegemonya konusundaki paya razı olmamasıdır.

Küresel iki EKOL arasındaki HEGEMONYA savaşı, dünya ölçeğinde ve yerel çerçevede siyasi değişimlere, sebebiyet verecektir.

Küresel iki EKOL arasındaki HEGEMONYA savaşı, dünyanın barış ve huzuru, SOĞUK SAVAŞ benzeri yeni bir SİSTEM ve DENGE adına, konferanslar ve anlaşmalar silsilesi kurulamaz ve ANLAŞMA sağlanamaz ise dünya ve dünya halkları adına, yandı gülüm keten helva demektir.

Küresel iki EKOL arasındaki HEGEMONYA savaşı, hem bölgeyi, hem dünyayı, hem küresel ve hem de YEREL siyaseti, hem küresel ve hem de YEREL ekonomiyi, hem PARAYI, hem FİNANSAL sistemi, hem YEREL SERMAYE yapılarını ve hem de KÜRESEL MÜESSES NİZAMI yeniden şekillendirecektir.

Peki, küresel iki EKOL arasındaki HEGEMONYA savaşı, bölgesel çapta da olsa, bir 3. Dünya Savaşı’na sebebiyet verecek midir?

Peki, küresel iki EKOL arasındaki HEGEMONYA savaşı, iki EKOL arasında bir UZLAŞMA ve ANLAŞMA olmaz ise NÜKLEER bir dünya savaşına sebebiyet verecek midir?

Küresel Denklemin Finansal Boyutu

Küresel iki EKOL’ün görünürdeki aktörleri ABD ve Çin-İngiltere (ÇİNGİLTERE), arka plandaki güç odakları ise Rockefeller ve Rothschild aileleri olarak tanımlanmaktadır.

Uluslararası Finans Enstitüsü verilerine göre, 2026 yılının ilk çeyreğinde küresel borç stoku 353 trilyon dolara ulaşmıştır.

Peki, ulus devletlerin borçlu olduğu bu 353 trilyon doların alacaklıları kimlerdir? Bu devasa borç yükünün arkasında hangi finansal yapılar ve güç odakları bulunmaktadır?

Bir başka ifadeyle, küresel ölçekte alacaklarını güvence altına almaya çalışanlar kimlerdir? Ulus devletlerin borçları üzerinden nasıl bir ekonomik ve finansal düzen şekillendirilmektedir?

Bu yazıyı paylaş

Daha fazla analiz

Jeopolitik bölümü →
Medya

Manşetlerin Ardındaki Dünya Düzeni

Medya, devletler arasındaki rekabetin belirleyici güçlerinden biri hâline geldi. USS Maine’den Tonkin Körfezi’ne ve Irak’a uzanan örnekler, Türkiye’nin kendi anlatısını dünyaya duyurmak için neden güçlü bir medya yapısına ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.